NurPlast

Gözlerinizi açin, bu bir intikam savasi..

Gözlerinizi açin, bu bir intikam savasi..
Gözlerinizi açin, bu bir intikam savasi..

 Agaç isyani degil, park isyani degil, iç politik isyan da degil. Demokrasi, özgürlük ayaklanmasi, hak-hukuk meselesi de degil.

Bir baska harita var önümüzde. Küresel ekonomik krizi hala anlamamis olanlarin, krizin ne tür güç kaymalarina yol açtigini göremeyenlerin, dünyanin efendileri çökerken zinde güçlerin öne çikmasini algilayamayanlarin Türkiye'de olup bitenleri anlamasi da mümkün degil.

Eski Dünya intikam aliyor. Yakin cografyayi parçalara ayiran imparatorluk güçleri intikam aliyor. Türkiye'yi yüz yil Anadolu'ya hapsedenler intikam aliyor.

21. yüzyili kaybedenler, kazananlardan intikam aliyor. Küresel ekonomiyi yönetirken bu gücü kaybetme tehlikesiyle karsi karsiya kalanlar intikam aliyor. Meydan okuyan ülkelerden intikam aliniyor. Küresel ekonomiyi, kaynaklari ve pazarlari yönetenler merkezi kaybetmekle yüz yüze. Güç ellerinden kayip gidiyor çünkü.

Ekonomik merkezi kaybedenler siyasi gücü de, küresel iktidari da kaybedecekler, biliyorlar. Bu yüzden merkezin yeni taliplilerine savas açtilar.

Yükselen, bagimsizlasan, yönetilemez hale gelen ülkeleri sarsiyorlar, bütün zaaf alanlarini kasiyorlar. Krizin faturasini onlara ödetmeye çalisiyorlar. Toplumsal ayrismalarla o ülkeleri tekrar hizaya sokmaya, yönetilebilir hale getirmeye çalisiyorlar.

1750'den beri dünyayi yöneten bu güçler, 21. yüzyilin en büyük kaybedenleri oldu. Eriyorlar, içlerine çekiliyorlar. O tarihten bu yana esen rüzgar tersine döndü. Tarihin akisi degisti. Suyun yönü degisti. Atlantik ekseni çöktü. Çöküs devam edecek.

Bu güç kaymasinin kazananlarini durdurmaya çalisiyorlar. Onlari hirpalamaya, en azindan kendi gerilemelerini yavaslatmaya çalisiyorlar. Tarihin akisini zorlayarak yeniden kendi lehlerine çevirmeye çalisiyorlar.

Bunlar size saçma gelebilir. Türkiye'de, bu kavga-gürültü içinde, bu sig atismalarin ortasinda bunlari düsünebilmek, anlamak mümkün görünmüyor.

Hesap sorulan ülke sadece Türkiye degil. Toplumsal çalkanti sadece Türkiye'de olmayacak. Orta ölçekli ve hizla yükselen bütün ekonomik çevrelerde benzer kalkismalari, isyanlari görecegiz.

Türkiye'de görecegiz, görüyoruz. Brezilya'da görecegiz, görüyoruz. Meksika'da, Endonezya'da, Hindistan'da görecegiz. Belki BRIC ülkelerinde görecegiz.

Izleyin, takip edin ekonomik kriz döneminde hizla öne çikan, büyüyen, güç kazanan, özgüvene ulasan ve merkez güçlere karsi meydan okumaya girisen bütün ülkelerde benzer senaryolar denenecek.

Kitleler sokaklara akitilacak, kaos davet edilecek, iktidarlar sarsilacak, güven zedelenecek, siyasi kaos ekonomik krizleri getirecek ve bu ülkeleri yüzyillar sonraki meydan okumalarinin önüne geçilecek.

Ekonomik ve siyasi bagimsizlasmalarinin önüne geçilecek. Küresel iktidardan pay almalarinin, yeryüzünün güç merkezlerini degistirmelerinin önüne geçilecek.

Bunlari hayali seyler mi saniyorsunuz? Öyle düsünmeye devam edin. Kisir tartismalarla, park-agaç kavgalariyla devam edin. Resmi görmeyin. Bunun aslinda bir ekonomik savas oldugunu anlamayin. Bunun bir Türkiye meselesi olduguna inanmayin. Küresel finans çevreleriyle Türkiye'deki baglantilari da size bir sey söylemesin. Süslü kelimelerle, çuvallar dolusu bos laflarla idare edin, ekranlarda atip tutun.

Ama bekleyin… Meselenin sadece Türkiye ile sinirli olmadigini, yükselen ekonomilere, özgürlesen ülkelere karsi büyük bir savas oldugunu çok yakinda göreceksiniz..

Benzer ifadeleri hala fantastik hayaller zannedin. Bati'nin gerilemesini, tarihin dönüsmesini, rüzgarin yönünü degistirmesini, yeni ülkelerin ve toplumlarin sahneye çikisini, gücüne erisilemez sanilan merkezlerin kendini toparlayamaz hale gelmesini hala görmeyin.

Çin'in 2030'da ABD'yi geçecegine, Çin, Hindistan ve Brezilya gibi ülkelerin birinci lige çikacagina, ABD ve Avrupa'nin Japonya ile birlikte gerileyecegine inanmayin.

Türkiye, Meksika, Iran, Güney Afrika, Endonezya, Misir gibi ülkelerin dünya ekonomisini hareketlendirecegi, bu ülkelerin siyasi agirliginin ciddi oranda artacagi öngörülerini hiçe sayin.

On yillik, yirmi yillik, elli yillik bütün öngörülerin hepsinde ayni tespitlerin olmasi bir rastlanti olabilir mi?

2006'dan beri yasananlarin, yasanacaklarin bize sunuldugu gibi finans krizi, emlak krizi olmadigini tartisiyoruz. Varolan düzen dogal sinirina dayandi, ömrünü tamamladi, bir adim öteye gidecek durumda degil. Insanoglu ya bu düzeni ortaklasa degistirecek ya da hirslarina yenilip her seyi batiracak. Ikinci ihtimalde trajediler var, kaos var.

ABD baskenti, Avrupa baskentleri, merkez sehirler, bankalar, finans baronlari korku içinde. Kitlesel, yaygin ve nerede duracagi asla kestirilemeyen bir dip dalga geliyor ve hiçbir silah, askeri güç, siyasi ikna yöntemleri bu dalganin büyümesini, yayilmasini, varolan sistemi tepetaklak götürmesini önleyebilecek gibi degil.

Türkiye, Avrupa'dan uzaklasip kendi cografyasina odaklandi, Avrupa'dan daha etkili bir güç haline geldi. Avrupa Birligi Afrika'yi Çin'e kaptirdi. Yine Çin, bu güçleri Latin Amerika'da da etkisizlestirdi.

Iste bu dip dalga, söz dinlemeyen, meydan okuyan ve artik yönetilmek istemeyen ülkelerde harekete geçiriliyor. Daha özgür bir ülke için degil, daha adil ya da daha zengin bir ülke olmalari için degil.

Boyun egdirmek, uslandirmak, hizaya sokulmak için yapiliyor bunlar. Gücü kaybetmek istemeyenlerin belki de son karti bu ve simdi uyguluyorlar.

Krizin bedeli bize ihraç ediliyor. Merkez, çevrenin büyük yürüyüsünü durdurmak istiyor…

Gözlerinizi açin, uyanin…



BU HABERE YORUM YAPIN!
Yorumunuz site yöneticileri tarafından onaylandıktan sonra bu alanda görünecektir.

BU HABERE YAPILMIŞ YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır. İlk yorumu siz yapın.

KUR'AN-I KERİM

NAMAZ VAKİTLERİ

FACEBOOK'TA RİSALEANTEP