NurPlast
8/3/2015 | A+ | A-

Salih Özcan Agabey vefat etti

Salih Özcan Agabey vefat etti
Salih Özcan Agabey vefat etti

 Ömer Özcan'in haberi:

RISALEHABER-Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin talebelerinden Salih Özcan agabey vefat etti.

1929 Sanliurfa Akçakale dogumlu olan Salih Özcan agabey uzun süredir yogun bakimdaydi. Bu gece Hakkin rahmetine kavusan Salih agabeyin cenaze programi daha sonra belirlenecek.

Salih Özcan agabeyin kendi dilinden hayati

"Üstad, 'Annem Hüseynî, babam Hasenî'dir' dedi."

"1949 yillarinda Hulûsi Agabey (Yahyagil) bize, Üstad Bediüzzaman'dan bahseder ve Küçük Sözler'den okurdu. Afyon'da oldugunu söyler ve bizi Üstadi ziyarete tesvik ederdi.

"O sene liseyi bitirdim. Tatilde Emirdag'a Üstad'in ziyaretine gittim. Dedem bana o zaman izin vermisti. Mehmed Çaliskan'a giderek beni Üstada götürmesini istedim. Üstad bizi kabul etti. Dizlerinin üzerinde dogruldu, kalkti, 'Gel, Seyyid Salih! Gel' diye beni kucakladi. Ellerinden öptüm, basimdan tuttu. Dedemin, Hulûsi Agabeyin selâmlarini, hürmetlerini söyledim. Yanimizda bulunan Mustafa Acet'le Mehmet Çaliskan'i disari çikartti. 'Ben yüzbinlerce seyyidi beklerken sen geldin' dedi. Ben kendilerinin seyyid olup olmadiklarini sordum. 'Annem Hüseynî, babam Hasenî'dir' dedi. Sonra da, 'Ben de seyyid sayilir miyim?' diye tebessümle sordu. Ben de, 'Hem de çift taraftan seyyidsiniz' dedim.

"Istanbul'da üniversiteye girecegimden bahsettim. Orada Nur talebeleri oldugunu, onlarla tanismami söyledi. Daha sonra kendilerine Urfa'dan mektup yazmistim. O zaman Vahdeddin Gayberî'yle bir kisim kitaplarini ve esyalarini göndermisti. Kendisine gidip gelen Urfalilara, Urfa'ya gelecegini söylerdi. Sonra Ceylân Çaliskan geldi. Dedem, 'Sana misafir arkadas geldi' diye Ceylân Çaliskan'a çok alâka gösteriyordu. Ilk zamanlar bizde misafir kalmisti.

"Ankara'da toplantilarimiz olurdu. Bu toplandilara Demokrat Partnin Millî Egitim Bakani Tevfik Ileri'nin babasi, Prof. Münif Çelebi, Osman Nuri, Kemal Kalkan Pasa, Mahmud Yazir, Nail Pertev Pasa ve Cevat Çagri gibi zatlar da katiliyordu. Sohbetlerde sik sik Bediüzzaman'dan söz edilirdi.

"Ali Ekber Sah'in Üstadi ziyareti"

"O siralarda Türkiye'ye Pakistan Maarif Nâzir Vekili Seyyid Ali Ekber Sah gelmisti. Cihan Palas Otelinde kaliyordu. Tevfik Ileri, misafirin Üstadi ziyaret etmek istedigini, bizim alâkadar olmamizi, ancak kimsenin duymamasini söyledi.

"1952 yilinda idi. Mehmed Gemalmaz'la birlikte misafiri de alip Emirdag'a gittik ve bir otele indik. Üstad'in acele bizi bekledigini bildirdiler. 'Hemen gelsinler' demis. Beraberce gittik. Üstad, Ali Ekber Sah için bir sandalye istedi. Hamza Emek hemen bir sandalye tedarik edip geldi. Üstad, 'Seyyid Salih tercümanlik yapsin.' diyerek benim tercümanlik yapmami emretti. Konusmasinda, Risale-i Nur hareketini ve hizmetlerini, Islâm dünyasinin durumunu anlatti. Ben tercüme ediyordum. Ancak mevzu gittikçe derinlesiyordu. Öyle bir noktaya geldi ki, ben tercüme etmekte güçlük çekmeye basladim, hattâ isin içinden çikamaz oldum. Bu sirada Üstad iki dizinin üzerine dogruldu ve çok fasih bir Arapça ile konusmaya basladi. Ben öylesine fasih ve belig bir Arapça konusma dinlemedim.

"Seyyid Ali Ekber Sah, 'Beni talebelige kabul eder misiniz?' dedi. Üstad ona, 'Seni yirmi senelik kardasliga kabul ediyorum.' cevabini verdi. Üstadi Pakistan'a davet etti. Orada kendi emrine her türlü imkân, rayo istasyonu ve matbaa tahsisi edebileceklerini söyledi. Üstad buna karsilik söyle cevap verdi:

"Kardasim, Ali Ekber Sah! Bu hizmetleri gögüs gögüse yapmak icap ediyor. Siperin arkasinda hizmet olmaz. Esas hastalik burada basladi. Ben Mekke'de de olsam buraya gelirdim. Asil hizmet buradadir, cephe buradadir.'

"Üstad Hazretleri Ali Ekber'e eserlerinden verdi. Osman Çaliskan ve Dr. Tahir Barçin'la birlikte Üstad'in yanindan ayrildik.

"Ali Ekber Sah'i ugurlama"

"Seyyid Ali Ekber Sah, Üstadi ziyaretten son derece memnun olmustu. Devamli olarak, bu ziyaret imkânini bahsettigi için Allah'a hamd ediyordu. O geceyi beraberce otelde geçirdik. Üstad hakkindaki kanaatlerini sordum. 'Bu zat sirf Kur'ân'dan konusuyor. Bu kadar fasih ve belig olarak Kur'ân lisanini konusan sadece bu zati gördüm.' diye cevap verdi.

"Sabahleyin Üstad'in yanina gittim. Bana, 'Keçeli, keçeli! Bu zatin devlet adami oldugunu söylemedin. Görüsmemiz yeter.' deyince ben çok üzüldüm. Adam, Üstadi tekrar ziyaret etmek istiyordu. Üstad kabul edemeyecegini söyleyince, 'Eyvah, bir daha göremeyecek miyim?' diye aglamaya basladi.

"Emirdag'dan otobüsle ayrilacagimiz sirada, bir de baktik ki, Üstad onu ugurlamaya gelmis. Otobüste yan yana oturdular. Yedi-sekiz kilometre kadar beraberce gittiler. Ali Ekber tekrar görüsebilmekten dolayi çok memnundu. 'Allah'a sükür, sizi bir daha gördüm' diye seviniyordu.

"Ayrilacaklari sirada Üstada bir kese altin vermek istedi. Ayrica bir de ipek kumas takdim etmek istiyordu. Altinin hizmetlerde kullanilmasini, kumasin da Nur talebelerinin ayaklarinin altina serilmesini arzu ediyordu. Üstad uygun bir lisanla kabul edemeyecegini bildirdi.

"Ali Ekber'i ugurladiktan sonra Zübeyir Agabey çikageldi. Üstad Zübeyir Agabeye hitaben, 'Bir veziri yolcu ettik, baska bir veziri karsiladik' diye iltifatta bulundu.

"Ali Ekber Sah, ülkesine döndükten sonra Üstad'la alakali çok sitayiskâr konusmalar yapmisti. El-Cumhuriyet gazetesinde de, 'Risale-i Nur, Kur'ân'in tercümanidir' diye yazdi. O sirada Üstada, Pakistan Dostluk Cemiyetini kurmak istedigimizi söyledik. 'Beis yok, kurun' dedi.

"Benim kabrimi kimse bilmeyecek!"

"1954 yilinin yazi idi. Emirdag'da Mustafa Acet, Sâdik ve ben, Üstad'la birlikte daga çikiyorduk. Bir agacin altina gelince, Üstad orada yarim saat kadar durdu ve tefekkür etti. Sonra bizi yanina çagirdi ve sunlari söyledi: 

"Keçeli, keçeli! Kimse benim kabrimi bilmeyecek. Sen de bilmeyeceksin. Ben senin memleketinde vefat etmek isterim. Halilullahin civarinda ölmek isterim.'

Üstad'in bu sözlerini Mustafa Acet yazmisti.

"Menderes'i desteklemek lâzim"

"Bir ara ben, 'Bu Menderes çok münafiktir' diyerek aleyhinde konusmaya basladim. Üstad hiddetle, 'Sus, keçeli! Menderes'e böyle deme. O çok hizmet etmek istiyor. Fakat mâni olanlar var.' cevabini verdi. Bunun üzerine ben, 'Biz bir parti kuralim. Biz basa geçelim' dedim. Üstad,

'Eger bugün Bayar bana dese, 'Said gel, buraya otur,' ben siddetle reddederim. Bir cemiyette yüzde yetmis dindar olmazsa, Islâmiyet nâmina basa geçmek cinayet olur. Memuru, mebusu senden olmadikdan sonra Islâmiyete büyük zarar olur. Biz bütün kuvvetimizle Menderes'i desteklememiz lâzim ki, Halk Partisi iktidara gelmesin. Halk Partililerin yüzde doksan besi masumdur. Kabahat yüzde besindir.'

"Üstad Millet Partisinden bahsederek, 'O partide çok münafik var. Kuvvet dindarlarin elinde degil' dedi. Üstad bunlari anlatirken bana da takiliyordu:

'Sen benim yanima geldigin zaman, bütün siyasî damarlarimi oynatiyorsun. Benim param olsa, seni her sene hacca gönderirim. Sen Kutb-u Âzamin elini öpüp, ona Risale-i Nur'dan bahsedeceksin.'

"Daha sonraki yillarda Seyyid Alevî Mâlikî'ye Üstad'dan bahsettim, Besinci Suâ'yi okudum. 'Hâzâ sahih,' yani, 'Bu gerçekten dogrudur' dedi. Üstadi sordu, vefat ettigini söyledim. 'Hayatta olsaydi, ziyaret eder elini öperdim' dedi. Beni nerede görse, Bediüzzaman'in talebesi olarak iltifat eder, yanina oturturdu.

Tarihçe'deki resimler

"Tarihçe-i Hayat'taki resimlerin bas kisimlarini çizerek basi gövdeden ayirirdi. 1955' Ihlâs Risalesi'ni bastirmistim. 'Bârekellah, perdeyi yirttin. Seni tebrik ederiz' dedi. 

"Emirdag'a, 'Eddâî'nin bulundugu formayi götürmüstüm. Üstad'la yolda karsilastik. 'Oradaki yetmis dokuz degil, daha büyüksünüz. Bunda da hata var' dedim. 'Keçeli, bu dogrudur. Karisma sen. Bu böylece kalsin' dedi. 

Vehhâbîlik bahsi

"Vehhabîlik meselesini Üstada sordum ve Mektubat'ta onunla alâkali kismin konmamasinin münasip olacagini düsündügümü söyledim. 'Evet, bu bahis risalelerini Islâm âlemindeki intisarina mâni olur. Sonradan bu mesele izale olur.' dedi. "

Seyyid Salih Özcan'in Üstada yazdigi mektup

Salih Özcan'in Gençlik Rehberi mahkemesinin beraetle neticelenmesinden sonra Urfa'dan Istanbul'a, Üstad Bediüzzaman'a yazdigi bir mektup:

"Çok muhterem, çok aziz, çok mubarek, çok müsfik ve bütün yüksek sifatlarin mazhari olan Üstadim Efendim Hazretleri,

"Evvelan: Çok mübarek el ve ayaklarinizdan tazimatla kana kana öper, dua-yi âlîlerinizi bütün ruhumla niyaz eylerim.

"Saniyen: Mahkeme beraatinin bütün âlem-i Islâmda yapmis oldugu akislerin ve sevinçlerin elbette bir âciz talebelerinizi de en az o kadar sevindirmis ve Allah'a hamd ederek, Risale-i Nur'un bir zafer-i azîmi olarak telâkki etmeleri ve istikbale ait parlak ümitler müjdelemistir. 

"Salisen: Hazret-i Üstadimiz Efendimiz, birçok mecmua ve gazetelerde Risale-i Nur'un bazi parçalarini, bazen degistirerek yazdiklarini ve hattâ maalesef istismar ettiklerini görmekle müteessir oluyoruz. Bu halleri Hazret-i Üstadimiza arz etmenin elzem olduguna kanaat getirdik. Bütün bizleri arindiran bu hadiseler karsisinda, buradaki üniversiteli Nurcular, kendi aralarinda toplanarak, Büyük Nur isminde bir mecmuayi çikarmak fikrine vardilar. Fakat bu fikri fasil haline getirmeden önce, Hazret-i Üstadimiza arz etmeyi zarurî bulduk. Bu hususta, yüksek emirlerinize müntaziriz, Efendim Hazretleri.

"Sevgili Üstadim; Risale-i Nur'a hizmet için, hakikata hizmet için, kusurlarimi af buyurarak en münasip sey ne ise Rabb-i Rahim ihsan buyursun. Ve Risale-i Nur'un mübellig-i âzami, istihdam-i Nuriye ve Nur'larin merkez-i hakikîsi olan sevgili Üstadimdan emir ve fermanini el açarak bekliyorum. Hangi surette istihdam emir buyurulursa, Insaallah lütf-u Ilâhî ile muntazirim, Efendim Hazretleri. Bütün kardaslarimiz ayri ayri selâm ve hürmetlerini arz ederler."

El-Baki Hüve'l-Baki
Kusurlu talebeniz:
Seyyid Salih (Özcan)



BU HABERE YORUM YAPIN!
Yorumunuz site yöneticileri tarafından onaylandıktan sonra bu alanda görünecektir.

BU HABERE YAPILMIŞ YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır. İlk yorumu siz yapın.

KUR'AN-I KERİM

NAMAZ VAKİTLERİ

FACEBOOK'TA RİSALEANTEP