NurPlast
7/10/2015 | A+ | A-

Müslüman olan profesörün ilk namazi

"Müslüman oldugum gün cami imami, bana namazin kilinisini açiklayan bir kitap verdi. Ancak Müslüman talebelerin buna endiselerini gördüm, bana: "Acele etme, rahat ol, zamanla yavas yavas yaparsin" dediler Ben de kendi kendime, namaz bu kadar zor mu? Dedim ve talebeleri duymazliktan gelerek, hemen vaktinde bes vakit namaz kilmaya karar verdim.


Amerika'nin muhtelif üniversitelerinde görev yapan matematik Prof. Jeffrey Lang Islam'a giris hikâyesini yazmis oldugu 'Melekler soruncaya kadar' (Even Angels Ask: A Journey to Islam in America) isimli eserinde derin felsefi düsüncelerle, ruhani duygular arasinda ilk namazini söyle dile getiriyor:

"Müslüman oldugum gün cami imami, bana namazin kilinisini açiklayan bir kitap verdi. Ancak Müslüman talebelerin buna endiselerini gördüm, bana: "Acele etme, rahat ol, zamanla yavas yavas yaparsin" dediler. Ben de kendi kendime, namaz bu kadar zor mu? Dedim ve talebeleri duymazliktan gelerek, hemen vaktinde bes vakit namaz kilmaya karar verdim. O gece, los ve küçük odama çekilerek kitaptan abdest ve namaz hareketleri eksersizlerini yaptim, namazda okunacak bazi surelerin Arapça okunuslariyla Ingilizce anlamlarini ezberlemeye çalistim. Bu çalismalar saatlerce devam etti.

Ilk namaz denemesi için kendime güven gelince yatsi namazini kilmaya karar verdim. Vakit gece yarisiydi, kitabi alip banyoya girdim, kitabi açarak, mutfaktaki ilk yemek denemesi yapan asçi gibi kitaptaki talimatlari dikkat ve incelikle bir bir uyguladim.

Abdest bitince odanin ortasinda durup, kapi ve pencerelerin kilitli ve kapali olmasindan emin olduktan sonra kible olarak bildigim tarafa yöneldim, derin bir nefes aldim ve elimi kaldirarak alçak bir sesle Allahu Ekber dedim. Kimsenin beni isitmemesini ve görmemesini umuyordum, yavas yavas Fatiha suresi ile kisa bir sureyi Arapça olarak okudum. Öyle zan ediyorum ki herhangi bir Arap beni dinlemis olsaydi benim okumamdan bir sey anlamayacakti.

Ikinci bir tekbir alarak Rükua gittim, rükuda biraz tedirginlik hissettim, çünkü hayatimda hiç kimseye egilmemistim. Odada yalniz oldugumu hatirlayinca sevindim. Subhane Rabbiyel azim dedigimde kalbimin hizla çarptigini hissettim. Tekrar tekbir getirerek dogruldum ve artik secdeye varma zamani gelmisti. Secdeye varmak üzere ellerimi ve dizlerimi yere koyunca dona kaldim, secdeye gidemiyordum, efendisinin önünde basini yere koyan köle gibi yüzümü, burnumu yere koyup kendimi zillet sandigim bir duruma düsüremiyordum, üstelik bacaklarim da katlanamiyordu, utandim gülünç duruma düstüm zannettim.

Bu durumda beni gören, arkadas ve tanidiklarimin önünde acinacak ve alay edilecek halimi düsündüm, arkadaslarimin kahkahalarini duyar gibi oluyordum. 'San Francisco'da Araplar çarpti bu hale düstü' gibi sözler sarf edeceklerini tahayyül ederek zavalli duruma düstügümü hissettim. Bir müddet tereddüt ettikten sonra derin bir nefes aldim basimi seccadeye koydum, zihnimdeki bütün düsünceleri attim, dikkatimi dagitacak düsüncelere yer vermeden ikinci secdeye de vardim. Bu esnada kendi kendime "Daha önümde üç tur daha var" diye düsündüm ve kararliydim: Neye mal olursa olsun bu namazi tamamlayacagim. Kalan rekâtlarda isler gittikçe daha da kolaylasiyordu. Son secdede tam bir sükûnet hissettim. Nihayet tesehhütten sonra selam verdim.

Selamdan sonra bulundugum yerde oldugum gibi kaldim, geriye dönüp nefsimle giristigim savasi aklimdan geçirdim, bir savastan çiktigimi hissettim sonra basimi önüme egerek mahcup bir sekilde "Allah'im geri zekâliligimdan ve tekebbürümden dolayi beni bagisla, uzak bir yerden geldim ve daha önümde kat edilecek uzun bir yol var" diye dua ettim.

Bu esnada daha önce hiç yasamadigim bir seyi hissettim. Bunu kelimelerle ifade etmek mümkün degil. Vücudumu, kalbimin bir noktasindan çiktigini hissettigim ve anlatmaktan aciz kaldigim bir dalga kapladi, soguk gibiydi, ilk etapta irkildim, vücuduma olan etkisinden ziyade garip bir sekilde duygularimi etkiledi ve görünür bir rahmetin varligini hissettim. Bu rahmet sonra içime nüfuz ederek içimde kaynamaya basladi.

Sonra sebebini bilmeden aglamaya basladim, aglamam artip gözyaslarim aktikça, rahmet ve lütuftan harika bir gücün beni kucakladigini hissettim. Günahkâr olmama ragmen, günahlarimdan veya utanç ve sevinçten dolayi aglamiyordum. Sanki büyük bir set açilmis ve içimdeki korku ve keder sel olup gidiyor. Bu satirlari yazarken kendi kendime diyordum: "Allah'in rahmet ve magfireti, sadece günahlari affetmiyor, o ayni zamanda bir sifa ve bir sekinedir". Uzun bir süre basim egik bir sekilde öylece diz üstü kaldim.

Aglamam durunca, yasadigim deneyin akil ile izah etmenin mümkün olmadigini anladim, Bu esnada idrak ettigim en önemli husus ise, benim Allah'a ve namaza siddetle muhtaç oldugum gerçegi oldu. Yerimden kalkmadan önce de su duayi yaptim: "Allah'im bir daha küfre girmeye cüret edersem beni, o küfre girmeden önce öldür ve bu hayattan kurtar, hata ve eksiksiz yasamanin çok zor oldugunu biliyorum, ancak sunu yakinen biliyorum ki, bir tek gün dahi olsa sensiz yasamak senin varligini inkar etmem mümkün degildir".
 
 
Ahaber



BU HABERE YORUM YAPIN!
Yorumunuz site yöneticileri tarafından onaylandıktan sonra bu alanda görünecektir.

BU HABERE YAPILMIŞ YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır. İlk yorumu siz yapın.

KUR'AN-I KERİM

NAMAZ VAKİTLERİ

FACEBOOK'TA RİSALEANTEP