NurPlast

Isârâtü’l-I’câz tahrif mi edildi?

Isârâtü’l-I’câz tahrif mi edildi?
Isârâtü’l-I’câz tahrif mi edildi?

 

Bir müddettir sosyal medyada Risale-i Nur’larin Diyanet Isleri Baskanligi tarafindan tahrif edildigine dair bazi iddialar israrla ileri sürülüyor. Iddialarin ve müddeilerin ciddiyet seviyesi itibariyla degil, fakat meselenin aslini bilmeyenler üzerinde yogun bir karalama kampanyasinin iz birakmasi ihtimaline binaen, bazi hususlari açiklamak bir zaruret haline gelmis bulunuyor.


Iddialar, Diyanet Isleri Baskanliginca yayinlanan Isârâtü’l-I’câz adli esere önsöz yazildigi, dipnotlari ilâve edildigi ve eserin bu sekilde “tahrife ugradigi” yönündedir. Bu arada, bir müddet önce “münafiklar bahsinin eserden çikarildigi” yolunda iddialar ortaya atilip itham vesilesi yapilmisken, simdi ise bu iddialarin asilsiz oldugu ortaya çikinca aksi yönde ithamlar ileri sürülmekte, yani  Diyanet Isleri Baskanligi “münafiklar bahsini hem yayinlamak, hem de yayinlamamakla” suçlanmaktadir.

Bu garipliklerin yaninda bir de üslûp ve edep meselesi var ki, ona da ayrica temas edilecektir.

Önce, meselenin mahiyeti üzerindeki bilgilerimizi tazelememiz gerekiyor.

Isârâtü’l-I’câz’in nesri

Hatirlanacagi gibi, bandrol konusu gündeme gelmeden çok önce, Diyanet Isleri Baskanligi, büyük bir Islâm âlimi olarak Bediüzzaman Said Nursî’nin Isârâtü’l-I’câz adli tefsirini yayinlamayi, önemli bir proje kapsaminda gündemine almis ve hayata geçirmisti. Eserin basinda “Diyanet Isleri Baskanligi” imzasiyla yer alan Takdimde bu husus söyle açiklanmaktadir:

“Baskanligimiz, Kur’ân-i Kerîm’in tüm zamanlara hitap eden mesajini alabildigince genis kitlelere ulastirmak amaciyla Yüce Kur’ân’in Hz. Peygamber’e (sas) vahyedilmeye baslamasinin 1400. yili olan 2010 yilini ‘Kur’ân Yili’ ilân etmis, bu çerçevede eser nesri, ilmî toplantilar düzenlenmesi, ücretsiz Mushaf dagitimi, Mushaf-i Serîf’in hattatlara yazdirilmasi, Kur’ân ziyafeti programlari düzenlenmesi gibi pek çok faaliyeti gerçeklestirmistir. Yine bu minvalde ‘Kur’ân Kitapligi’ projesini hayata geçirmis ve Kur’ân ile ilgili Ibn-i Sinâ’nin Ihlâs Sûresi Tefsiri, Imâm Gazzâlî’nin Miskâtü’l-Envâr’i, Elmalili Hamdi Yazir’in Ihlâs Sûresi Tefsiri, Ahmet Hamdi Akseki’nin Ve’l-Asr Sûresi Tefsiri gibi Kur’ân’la ilgili bazi eserleri ilim ve gönül dünyamizin istifadesine sunmayi planlamistir. Bediüzzaman Said Nursî’nin Isârâtü’l-I’câz adli eserini de adi geçen proje kapsaminda yayinlamayi uygun bulmustur.”

Diyanet Isleri Baskanligi, eseri nesrederken, muhtelif baskilarda yer alan farkliliklari göz önüne almis ve, Baskanligin kendi ifadesiyle, “tahkik ilmi adi verilen ilmin metodlarini uygulayarak, müellif tarafindan kabul edilen metnin belirlenmesi” için uzun ve kapsamli bir çalisma gerçeklestirmistir. Bu çalismada hangi nüshalarin karsilastirildigi, hangi farkliliklara rastlandigi gibi hususlar hakkinda da “Isârâtü’l-I’câz’in Yayina Hazirlanisi” ve “Eserin Tahkiki” baslikli açiklayici bölümlerde bilgi verilmis, eser boyunca da bu tür nüsha farkliliklarina isaret edilmistir.

Bundan baska, Isârâtü’l-I’câz’da mücmel olarak geçen, ancak daha sonra telif edilmis bulunan Risale-i Nur’da genis sekilde açiklanan hususlar da dipnotlariyla belirtilmis; böylece, “Risale-i Nur’un Risale-i Nur ile izahi” ilkesine uyulmak suretiyle okuyucu dogrudan dogruya Risale-i Nur’a yönlendirilmistir.

Bu islemler, bütün safahatiyla, Bediüzzaman Hazretlerinin nesriyat hizmetlerinde bizzat istihdam ettigi ve mutlak vekil olarak tayin ettigi talebelerinin bilgisi ve muvafakati altinda cereyan etmistir.

“Bandrol” konusu

Isârâtü’l-I’câz’in nesri ile ilgili çalismalarin baslamasindan epey zaman sonra, Nur talebeleri tarafindan hükûmete yapilan müracaat üzerine, bir süredir paralel örgüt tarafindan “sadelestirme” adi altinda yürütülen ve bir türlü engel olunamayan tahrifat faaliyetine ve ileride çikabilecek daha baska türden tahrifat tesebbüslerine karsi, T. C. devletinin Risale-i Nur’u koruma altina almasi kararlastirilmis ve bu hususta gerekli yasal düzenlemeler yapilmistir.

Bu düzenlemelere göre,  devlet, Risale-i Nur Külliyatinin aslina uygun sekilde yayinlanmasini saglama görevini üstlenmekte, sadelestirme de dahil olmak üzere her türlü tahrif faaliyetine karsi hapis cezasi getirmekte, Diyanet Isleri Baskanligini bu konuda yetkili ve sorumlu kilmakta, hattâ günün birinde Risale-i Nur’u aslina uygun sekilde yayinlayan kimse kalmayacak olsa dahi bu eserleri mutlaka yayinlamakla Baskanligi sorumlu tutmaktadir.

Bu gelisme Risale-i Nur talebeleri tarafindan büyük bir sevinçle karsilasirken, tahrif tesebbüslerinin failleri basta olmak üzere, bugüne kadar korsan Risale basarak rant saglamaya alismis olanlar, çikarlari geregi muhalif olduklari iktidarin herseyine karsi çikmayi hizmet esasi olarak benimsemis bulunanlar gibi muhtelif gruplar için bu durum bir hezimet ve hüsran mânâsina geldigi için, bunlar da yogun bir karalama kampanyasi ile hadiseyi “yasaklama,” “devlet tekeline alma” gibi etiketler altinda gösterme çabasina düsmüslerdir.

Isârâtü’l-I’câz’da tahrif iddiasi

Koparilan bütün firtinalara ragmen Risale-i Nur’un sahih bir sekilde nesri yolunda devletçe alinan tedbirlerin kararli bir sekilde uygulanmasi, muhalefet cephesini daha baska karalama bahaneleri aramaya sevk etmistir. Muhalefet cephesi su anda hedef olarak kendisine Diyanet Isleri Baskanligini seçmis bulunmakta ve Baskanligin Isârâtü’l-I’câz’i tahrif ettigini iddia etmekte, bunu da dünyanin en önemli meselesi olarak sunmaktadir. Tahrifin unsurlari ise, bu cephenin iddialarina göre, “esere önsöz yazilmasi, dipnotu ilâvesi, Arapçasi ile Türkçesinin beraberce basilmasi” gibi hususlardir.

Hadisenin baslangiçtan bugüne kadarki seyrini anahatlariyla bu sekilde özetledikten sonra, simdi tesbitlerimize geçebiliriz:

***

1. Risale-i Nur hizmeti ile Risale-i Nur nesriyati ayni sey degildir. Isteyen herkes Risale-i Nur ile hizmet edebilir; fakat her isteyen Risale-i Nur’u nesredemez, Risale-i Nur’un nesri hakkinda hüküm veremez. Risale-i Nur’un nesri, onun hizmet alanlarindan bir tanesidir ve tamamen Müellifi ile onun yetkilendirdigi kimselerin salâhiyet alanina giren bir husustur. Bu durumu “Risale-i Nur bir daire degil, mütedâhil daireler gibi tabakati var. Erkânlar ve sahipler ve haslar ve nasirler ve talebeler ve taraftarlar gibi tabakati var” seklindeki ifadesiyle belirten Bediüzzaman, nesir hizmetlerinde bütün talebelerini degil, muayyen talebelerini istihdam etmek ve onlardan bazilarini da mutlak vekil olarak tayin etmek suretiyle, kendisinden sonra Risale-i Nur’un nesriyatinda kimlerin yetki sahibi olacagini açikça tesbit etmis ve duyurmustur.

Gerek Isârâtü’l-I’câz’in Diyanet Isleri Baskanligi tarafindan yayinlanmasi, gerekse Risale-i Nur nesriyatinin devlet korumasi altina alinmasi hususlari, Risale-i Nur Müellifinin zaten hayatta iken önemle takip ettigi bir gaye oldugu gibi, bütün safhalariyla, Üstad’in vekil tayin ettigi kimselerin bilgisi ve muvafakati altinda cereyan etmistir. Üçüncü sahislarin bu konuda kendilerinde bir hak vehmederek çesitli itham ve iddialarda bulunmalarinin hiçbir dayanagi yoktur.

2. Risale-i Nur Müellifi tarafindan yetkilendirilmis olan zatlarin, kendilerine verilmis olan bu yetkiye dayanarak, nesrettikleri Risalelere zaman zaman açiklayici bilgiler ekledikleri, öteden beri herkes tarafindan bilinmektedir ki, her üç Lâhika kitabinin basinda bulunan “Takdim” bunlar arasindadir. Durum böyleyken, yine Risale-i Nur nasirlerinin gözetimi altinda cereyan eden bir nesriyatta, T. C. Diyanet Isleri Baskanliginin hem eseri ve müellifini öven, hem de eser hakkinda açiklayici bilgi vererek okuyucuyu dogrudan Risale-i Nur’a yönlendiren açiklamalar yapmasini alkislamak boynumuzun borcu iken, “Tahriftir, caiz degildir, hiyanettir” gibi akil almaz ithamlara bahane yapmanin ne mantik, ne de edep yönünden savunulabilecek hiçbir tarafi yoktur. “Risale-i Nur’u Kur’ân’dan üstün tutuyorlar” iddiasini zaman zaman isitarak ortaya sürenler bu tepkileri kendi iddialarina delil olarak gösterseler ne cevap verirsiniz?

3. Genel mânâda hak ve hürriyetler konusunda oldugu gibi, özel olarak da Risale-i Nur’un serbestiyetinde bugün gelinen merhale, Âlemlerin Rabbine sayisiz hamd ü senâlarla sükranlarimizi sunmayi gerektirecek bir seviyededir. Dün bir kisim komiteler devletin imkânlarini kullanmak suretiyle Risale-i Nur’u ve talebelerini susturmaya çalisirken, bugün, basta Cumhurbaskani, Basbakan, Kültür Bakanligi ve Diyanet Isleri Baskanligi olmak üzere, devlet bütün kurumlariyla Risale-i Nur’u himayesine almistir ve ona hizmet etmektedir. “Sadelestirme” adi altinda yürütülen bir tahrifat hareketi karsisinda bütün Risale-i Nur talebeleri maddeten çaresiz kalmis durumda iken, bu harekete devlet kararli bir sekilde son vermis ve, bu ugurda birçok saldiriyi da, kendisini Nur talebesi olarak gören nicelerinin hayal bile edemeyecegi bir kararlilikla gögüslemistir.

4. Devletin Risale-i Nur’a sahip çikmasi, elbette bazilarini korkutur; fakat Risale-i Nur talebeleri bunlarin arasinda degildir. Çünkü Bediüzzaman, Risale-i Nur’un devlet tarafindan nesredilmesini isterken ve “Nurlari himaye etmek Diyanet dairesinin hakikî bir vazifesidir” derken, bu hususta hiçbir endise izhar etmemis, mektuplarinda ve sohbetlerinde de hiçbir talebesine bu konuda bir uyarida bulunmamistir. Eser sahibinin en küçük bir endise tasimadigi bir hususta baskalari ondan daha ileri seviyede hamiyet sergilemeye kalkiyorlarsa, bunun ardinda daha baska niyetlerin varligindan süphelenmek için yeteri kadar sebep mevcut demektir.

5. Esasen Bediüzzaman’in, Risale-i Nur’un ve Nur talebelerinin devletle bir problemi yoktur. Rejim ve devlet ayni mânâya gelmedigi gibi, muvakkat bir rejime karsi olmak da devlete karsi olmak ayni mânâya gelmez. Bediüzzaman’in hiçbir eserinde devleti suçlayan veya dislayan bir ifadesi yoktur. Onun için, bugün Risale-i Nur’un devlet tarafindan himaye edilmesini “Kemalist devletin tekeline girmek” gibi Risale-i Nur’un lügatine yabanci sloganlarla karalamak, Risale-i Nur’a sadakat ve muhabbetten dogan bir tepki olarak degil, bilâkis Risale-i Nur’a baska tahripçi cereyanlarin mefhum ve telâkkilerini asilama tesebbüsü olarak degerlendirilmelidir.

6. Vaktiyle hiçbir yetkisi olmadigi halde, “Iç Hizmet Kanununun filan maddesine göre” durumdan vazife çikaranlar gibi, bugün Risale-i Nur’u devlete ve Risale-i Nur’a karsi koruma ve kollama görevini üstlenen “kahramanlara” sorulacak sorular vardir:

Dün Risale-i Nur gerçekten tehlike karsisindayken, meselâ Risaleler, özellikle lâhikalar ayiklanarak ve uygunsuz açiklamalarla hedefinden saptirilarak nesredilirken veya Risale-i Nur’un üzerinden Islâma aykiri kavramlar pazarlanirken niçin bu kahramanligi göstermediniz? En sonunda is gelip de “sadelestirme” meselesine dayandigi zaman, bir kisminiz nihayet biraz ayilir gibi olduysa da, buna agiz dolusu küfürlerle sövüp saymaktan baska nasil bir tepki gösterdiniz? Yoksa içinizdeki kahramanlik geni, uyanmak için muhalefetin hiçbir risk tasimadigi özgür ortamlari mi bekliyordu?

7. Isârâtü’l-I’câz bahanesiyle Türkiye Cumhuriyeti devletine ve Diyanet Isleri Baskanligina karsi savas açanlarin birçogu, aslinda, eskiden beri içlerinde biriktirdikleri bir kini disa vuruyorlar. Asiri sadakatten muztarip görünen bu kahramanlarimizdan bir kismi, sadece Diyanet Isleri Baskanliginin degil, Üstadin kendi eserinde yaptigi tasarruflara karsi da öteden beri muhalefet yürütmekteydiler. Her ne kadar bugün için Üstadi hiyanetle suçlamaya dilleri varmiyorsa da, faraza simdi Üstad tecessüm edip de “Bu tasarruflari ben yaptim” diyecek olsa, dillerinin altindaki baklayi çikaracaklarindan süphe edilmemelidir.

Bunun gibi, muhalefet cephesini teskil eden bölük pörçük gruplardan her birinin digerinden farkli ve birbiriyle çelisen dâvâlari vardir. Bunlardan kimi “sadelestirme”ye güya karsi görünürken, kimi bizzat bu suikastin faili durumundadir; kimi sadece sadakat ve hamakat mefhumlarini birbirinden ayirt edemedigi için bu kervana katilmis giderken, kimi de siyasî kinlerini tatmin etmek veya birtakim nifak cephelerine bagliliklarini ispat etmek için çigirtkanlik yapmaktadir. Onun için, bu konuda ortaya atilan iddialarin arkasinda, yaygaranin siddetiyle orantili bir ciddiyet aramak mânâsizdir.

8. Bu konuda gösterilen tepkiler sadece muhakeme-i akliyede cihetiyle degil, edep ve hayâ yönünden de asikâr bir eksikligi yansitmaktadir. Iddialarin esasina inmeye bile gerek kalmadan, sadece bu iddialarin nasil bir üslûpla dile getirildigine bakan bir kimse, bunlardan hiçbirinin Risale-i Nur dâvâsiyla bir ilgisinin bulunmadigina dair yemin edecek olsa, herhalde basi agrimayacaktir. Bediüzzaman’in talebeleri ve devlet erkâni basta olmak üzere hedef aldiklari herkese, yasina ve mevkiine bakmaksizin asker arkadasi gibi ismiyle hitap etmeyi, bununla da kalmayip isminin yanina hakaretamiz sifatlar eklemeyi, söze argo ifadelerle baslayip hirsini alamayinca düpedüz küfürleri pes pese siralamayi, bu kardeslerimiz herhalde Risalelerde ve gittikleri Nur derslerinde ögrenmis olamazlar. Baska kaynaklardan aldiklari edepsizlik dersleriyle kahramanlik taslayacak olanlara ise Risale-i Nur’un ihtiyaci yoktur. Nur talebeleri, böylelerinin düsmanligini dostluguna tercih ederler. Çünkü böyle edep fukaralariyla ayni resim karesinde yer almak ve onlarin hayâdan nasipsiz dilleriyle savunulan bir dâvâyi savunur görünmek, gerçekten, Risale-i Nur talebeleri için düsünülebilecek en büyük musibetlerden biridir.

Kimbilir, belki de Kader, Risale-i Nur talebelerini böyle imalât hatâlarindan ayirt etmek için bir vesile olarak bu hadiseyi basimiza sarmistir!

Kaynak: http://www.yazarumitsimsek.com/isaratul-icaz-tahrif-mi-edildi/



BU HABERE YORUM YAPIN!
Yorumunuz site yöneticileri tarafından onaylandıktan sonra bu alanda görünecektir.

BU HABERE YAPILMIŞ YORUMLAR
cemal özkaya3/30/2015 5:53:33 PM

isaratül icaz diyanet tarafindan muhakemattan bir bölüm eklenerek basilmistir.

Noname3/4/2015 8:56:48 AM

http://yozgatnur66.blogcu.com/envar-ihlas-nur-sozler-nesriyat-risale-i-nur-okumak-ve-sadakat/13275657 Ayet;hadis ve arabi kelam-i kibarlara meal verme suretiyle; birtakim sahislarin cumlelerini mübarek Nur kitablarina derc ediyorlar.Bazilari dahada ileri giderek;sahis indeksi;mekan indeksi;önsöz;arka söz;lugat;mukaddeme v.s tarzinda derecelerine göre saded haricine çikiyorlar.

KUR'AN-I KERİM

NAMAZ VAKİTLERİ

FACEBOOK'TA RİSALEANTEP