NurPlast
7/1/2013 | A+ | A-

Tuna boylarinda sira selviler

Romanya, Köstence, Mecidiye, Tuna boylari, Risale Antep
Abdulkadir MENEK

Yazar : Abdulkadir MENEK

 Romanya’nin Karadeniz kiyilarinda ve Tuna boylarinda hiç yabancilik çekmiyor insan. Oraya ecdadin sinen ruhunu hissetmemek mümkün degil. Bu bölgenin ismi Constanta. Biz bu bölgeyi Köstence olarak biliyoruz. Köstence sehri, Osmanli'nin liman sehirlerinden.

Karadeniz kiyisinda bulunan bu tarihi sehir, Osmanli Devleti tarafindan, bölgeye ulasim konusunda bir üs olarak kullanilmis ve bu bölgeye çok büyük önem verilmis.  Köstence (Constanta) de Osmanli Devleti üç yüz yirmi yil hâkim olmus.

Bu sehir yüzyillar boyunca Islam’in Balkanlardaki en önemli merkezlerinden birisi olarak tarihi bir misyon ifa etmis. Geçmise sahiplenme suuru ve bir vefa borcu olarak simdi de Türkiye Hükümeti burada bulunan bütün camileri restore ediyor. 

Bu bölgeler için çok büyük hizmetler gerekiyor. Parçalanmis aileler çok fazla. Bundan de en büyük zarari çocuklar görüyor. Bu sekilde büyümek zorunda kalan çocuklara hitap edecek yatili kurumlara çok büyük ihtiyaç var. Bunun için de güvenli kurumlarla ilgili ciddi bir arayis dikkati çekiyor.

Açilan okullar ve yurtlar çok büyük bir gayretle çalisiyorlar. Fakat ihtiyaci karsilama noktasinda yeterli degiller. Türkiye'den son yillarda baslayan Islami hizmetleri dünyaya yayma gayretleri, buralara ulasmaya baslamis. Gayretli ve idealist gençler, büyük bir fedakârlikla çalisiyorlar.

Tam bir serdengeçti heyecani ile ülkemizin birçok bölgesinden, bu ülkelere iman ve Kur'an hizmeti ve aski ile kosan bu Akinci ruhlu insanlar, gece gündüz demeden büyük bir gayret ile çalisiyorlar. 

Tuna Nehri üzerinden Karadeniz ile baska baglantilar saglamak amaciyla birçok kanal yapilmis. Bu kanallar da geçtigi yerlesim yerlerine hayat veriyor. Yine bu kanallar üzerinden büyük gemiler vasitasi ile ulasim ve nakliye hizmetleri halen de saglanmaya devam ediliyor. 

Bölgenin topraklari çok verimli. Fakat ekim ve tarim isleri çok yetersiz düzeyde. Osmanlilar döneminde adeta bir ambar görevi ifa eden bu topraklar, simdi büyük oranda sahipsiz kalmis.  Köstence bölgesinde Türklerin yan isira, çok sayida Tatar Müslüman da yasiyor.

Osmanlilar döneminde bu bölgeye Dobruca ismi verilmis. Dobruca, Tuna boyu sehirlerine verilen genel isim. Osmanli bu bölgeyi fethedince, Anadolu'dan bazi insanlari getirerek burada iskân ettirmis. Bu bölgede Müslümanlarin nüfus olarak çogunlugu saglanmis.

Romenlerle baris ve huzur içinde yasamislar. Hatta Romenler, Ruslara karsi, hep Osmanli'yi tercih etmisler. Evlatlarina Ruslar yerine Müslümanlar ile alis veris yapmalarini vasiyet etmisler.

Osmanli bu bölgeden ayrilmak zorunda kalinca, burada yasayan Müslümanlar da, Islami hassasiyetleri ve evlatlarinin gelecegi için Anadolu'ya göç etmisler. Gelecek nesilleri kaybetmemek kaygisi, onlari yasadiklari topraklari terk ederek yeniden ana vatanlarina savurmus.

Dobruca bölgesi Tuna nehri ile Karadeniz arasinda kalan ve Müslümanlarin yogun olarak yasadigi bölgeye verilen isimdir. Buralarda Osmanli yillarinda çok önemli Islami hizmetler, tekkeler, camiler, medreseler yapilmistir. Daha sonraki yillarda bunlarin büyük çogunlugu yikilmis veya ortadan kaldirilmistir. Bugün bu bölgede o günlerin Islami izlerini tasiyan eser sayisi son derece azalmis.

Bir ara Dobruca bölgesinde yasayan Müslümanlarin orani, yüzde seksenlerin bile üzerine çikmis. Ancak bu göçler sonucu, Müslüman nüfusun orani, yüzde birlere kadar düsmüs. Romanya'daki toplam Müslüman nüfusu su an itibariyle yüz binin altinda. 

Dobruca bölgesi 1876-1877 yillarinda meydana gelen ve 93 Harbi olarak bilinen savasin ardindan yapilan Berlin antlasmasi ile Romanya ve Bulgaristan arasinda paylasilmis. Balkan savasinin ardindan 1913’te yapilan Bükres Antlasmasi ile Dobruca bölgesinin büyük bir çogunlugu Romanya’ya birakilmistir.

Dobruca olarak bilinen bu bölgede, Müslümanlarin geçmisi, on üçüncü yüz yila kadar uzaniyor.  Sari Saltuk olarak bilinen akinci beyinin, on üçüncü yüz yilda bu bölgeye gelmesi ile baslayan Islami geçmis, zaman zaman yasanan bazi sikintilarla birlikte bugüne kadar araliksiz olarak devam etmis.

Sari Saltuk, Anadolu ve Rumeli’nin fethi ve bu bölgelerde Islamiyet’in yayilmasi için çok büyük hizmetlerde bulunmus ve adeta bölgedeki Müslümanlar arasinda bir efsane haline gelmis. Sari Saltuk'un mezari Babadag olarak bilinen bir köy de bulunuyor. 

Köstence'de ilginç bir yildönümünü yasama firsati da bulduk. Osmanlilar döneminde yapilan, ancak sonraki yillarda tahrip edilen bir cami, Romanya'daki ithal kral Alman Carol tarafindan 1913 yilinda yeniden yapilmis.  Kral 1. Carol, bütün dinlere hosgörüsü ve destegi ile taninan Romanya krallarindan birisi.

Merkez Kral Carol Camisi adi ile bilinen bu caminin yeniden insasinin 100. Yildönümü münasebetiyle ilginç bir tören yapildi. Törene çok sayida yetkili ile birlikte Türkiye'nin Romanya Büyükelçisi de katildi. Çok sayida Milletvekili, birçok ülkenin büyükelçisi, konsoloslar ve müftüler de törene katilanlar arasinda dikkat çekti.

Romenler bu camiye sembolik bir önem atfediyorlar ve büyük ilgi gösteriyorlar. Bu törene çok yogun ilgi gösterdiler. Ayrica Romanya'da, birçok Avrupa ülkesinin aksine, minareli cami yapimi konusunda hiç bir sinirlama bulunmuyor.  Bölgede görev yapan çok sayida Müslüman ve Hiristiyan din adami da bu törene katilarak büyük ilgi gösterdiler.

Köstence Ortodoks Bas Papazi Konstantin Teodoro da camiye gelerek konusma yapanlar arasindaydi.  Romanya'nin birçok bölgesinde görev yapan çok sayida din âlimi ve görevlisi de törene çok büyük bir alaka gösterdiler.

TBMM Baskani Cemil Çiçek de törene katilmak için Köstence'ye kadar gelmis, ancak baska önemli bir program nedeniyle Türkiye'ye geri dönmek durumunda kalmis. Cemil Çiçek, törene bir mesaj göndererek konuya büyük ehemmiyet verdigini gösterdi.

Diyanet Isleri Baskanligimiz, son yillarda dünyanin birçok ülkesinde bulunan ve sikinti çeken Müslümanlara çok büyük ilgi gösteriyor. Köstence bölgesinde bulunan camiler de, bir program dâhilinde gözden geçirilerek restore ediliyor. Ihtiyaçlari giderilecek daha düzenli hale getiriliyor. 

Tören, Romanya milli marsinin okunmasi ile basladi. Daha sonra Istiklal Marsimiz okundu. Resmi olarak da Türkiye, bu bölgelerdeki Müslümanlarin sahibi ve hamisi olarak kabul ediliyor. 

Romanya'nin resmi genel müftüsü Yusuf Murat, Romanya hükumetini temsilen Din Isleri Sekreteri Victor, Türkiye'nin Bükres Büyükelçisi de katilarak birer konusma yaptilar. Bu anlamli merasim, Hafiz Mustafa Yasar'in okudugu Kur'an ile taçlandi. Bu cami ilginç mimarisi ile Köstence'nin iki sembolünden birisi haline gelmis.

Kral Carol Merkez Camisi çok yüksek kubbesi ve farkli bir mimari tarzina sahip minaresi ile Köstence’nin iki sembolünden birisi olarak hemen dikkat çekiyor. Diger ikinci sembol de Çavusesku tarafindan oglu için yapilan gazino binasi. Bu bina için de yapilan masraflar da milyarlar ile ifade ediliyor. 

Osmanli’nin hatiralarindan sayilan ve yogun bir Müslüman nüfusun yasadigi Mecidye sehrini de ziyaret etme firsatini buluyoruz. Mecidiye, bir Osmanli sehri. Sultan Abdülmecid döneminde kurulmus ve bu isim verilmis. Bu sehrin nüfusu elli bin kadar ve bunlarin on bini Müslüman. Sultan Abdülmecid zamaninda 1856 yilinda yapilan bir cami var ve halen de bu adla hizmet vermeye devam ediyor. 

Komünizm, insanlarin manevi duygularini çok asindirmis. Manevi hayatta yapilan tahribat çok büyük olmus. On bin Müslümanin oldugu Mecidiye sehrinde cuma namazina gelenlerin sayisi yüz civarinda.

Fakat bayram namazlarinda, cami ile birlikte bahçesi de insanlarla doluyor. Bu ilgi, burada yasayan ve ekseriyetle dinlerinde habersiz Müslümanlarin mensubiyet duygusunun bir tezahürü. Fakat çok büyük bir bilgi eksikligi var. Insanlarin ekseriyeti Islamiyet’in hakikatlerinden maalesef çok uzak kalmis..

Romanya'da Islami Hizmetler Vakfi'na bagli olarak hizmet eden çok sayida ögrenci yurdu ve kurs bulunuyor. Bu yurtlarda çok sayida ögrenci bariniyor. Bu ögrencilerin her türlü hizmetleri ve ihtiyaçlari buralarda karsilaniyor. 

Buralarda görev yapan ögretmen ve idareciler büyük bir fedakârlik ve hizmet aski ile çalisiyorlar. Ecdadin çekilmesi ile buralarda olusan boslugu doldurmak ve hizmet ihtiyaçlarini karsilamak üzere gerçekten takdir edilecek ve alkislanacak bir gayret ve samimiyet ile her tarafa yetismeye çalisiyorlar. 

Bu gayretli müminler, her hafta cuma namazlarini kildirmak ve cemaate vaazlar vermek üzere üç-dört yüz kilometre yol kat ediyorlar. Bütün mübarek gecelerde ve özel günlerde de ayni hizmetleri ask ve sevk ile tekrarliyorlar. 

Dogrusun söylemek gerekirse, imami olmayan camilere gitmek, buralarda vaaz vermek ve namaz kildirmak için üç yüz dört yüz km yol kat eden fedakâr ve kahraman gençlerle tanismanin sevinç ve heyecanini yasamakla birlikte, gelecek adina da ümitlendim.

Demek ki yüzyillar önce buralara sirf Allah rizasi için gelen ecdadin torunlari asil ruh ve hizmet heyecanlari ile her türlü tahribata ragmen, dimdik olarak ayakta durmaya devam ediyorlar.. 

Ramazan, Mustafa, Ömer, Cumali, Abdurrahman. Irfan, Nevzat, Ismail, Cemil, Arif ve daha nice isimsiz kahramanlar; Kur'an'a hizmet kervaninda ihlas ve samimiyet ile gece gündüz demeden gayretle çalismaya devam ediyorlar. 

Tuna nehri boylarinda hizmet eden bu akinci ruhlu samimi kardeslerimize dualar etmeyi bir vazife olarak telakki etmeliyiz.  Tuna boylari; bu sekilde yapilacak daha nice hizmetlerin ihtiyaci içinde, buralara kosacak yeni kahramanlari, akinci ruhlu hizmet elemanlarini ve fedakâr insanlari beklemektedir. 

Yeni fetihler ve Ila-yi Kelimetullahin bütün yeryüzünde tahakkuku; elbirligi ve yardimlasma duygulari ile yapilacak böyle samimi ve ihlasli çalismalar ile gerçeklesecektir.

Tuna boylarindan ayrilirken, yasli gözler esliginde, ecdadin ve akinci beylerin ardindan yakilan yanik bir türkünün misralari, kulaklarimiz ile birlikte ruhlarimizda yankilaniyordu.

Tuna boylarinda sira selviler
Tan yeli estikçe sessiz aglarmis;
Gül bahçelerinde baykuslar öter...
Su viranelikler eski baglarmis!

Namazgâh bir otluk, kalmamis tasi;
Çesmelerden akan, kanli gözyasi.
Orda bir güzel var, çatilmis kasi.
Ak alnina kara çatki baglarmis!

Kirik minareden duyulmaz ezan.
Hep ocaklar sönmüs, devrilmis kazan.
Bir inilti duydum, sandim bir ozan;
Sesime ses veren karli daglarmis!

Sögüt dallarinda hasta serçeler
Eski akin destanini heceler.
Tuna agliyormus bazi geceler:
Gögsünde kefensiz sehitler varmis!

Bozulan baglarin üzümü aci.
Âsî köle kesmis eski haraci.
Yine yedi kral giymisler taci.
Sahin yuvasini kargalar sarmis!

Haydi, eski ozan, al sazi ele,
Düsmanlar içine düssün velvele.
De ki; hor bakmayin bu durgun sele;
O, yetmis bir kavme akin çikarmis!


Yazarın tüm yazıları.


BU HABERE YORUM YAPIN!
Yorumunuz site yöneticileri tarafından onaylandıktan sonra bu alanda görünecektir.

BU HABERE YAPILMIŞ YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır. İlk yorumu siz yapın.

KUR'AN-I KERİM

NAMAZ VAKİTLERİ

FACEBOOK'TA RİSALEANTEP