NurPlast

Said Nursi'nin talebesinin saglikli yasam sirlari

Tibb-i Nebevî’nin asrimizdaki temsilcisi ve Bediüzzaman'in Lokman Hekim ruhlu talebesiydi
Said Nursi'nin talebesinin saglikli yasam sirlari

 Bediüzzaman Said Nursî’nin Lokman Hekim ruhlu talebesi Ali Ihsan Tola, çesitli bitkilerden elde ettigi yaglar ve karisimlarla tibbin ve kimyevî ilaçlarin çare olmadigi pek çok hastaliga deva olur. Ihsan Atasoy, Moral Dergisi'ndeki yazisinda Ali Ihsan Tola'nin özelliklerini anlatti.

Bediüzzaman Said Nursî’nin etrafinda halkalanan Nur kahramanlarinin her biri ayri bir esmaya mazhar ve Üstad’in farkli bir yönüne ayna olan sahsiyetlerdir. Bunlardan biri de 1927- 2009 yillari arasinda yasamis olan Orman Mühendisi, Tibb-i Nebevî’nin asrimizdaki temsilcisi ve zamanin Lokman Hekimi Senirkentli Ali Ihsan Tola’dir.
 
Üstad, muhataplarinin ilgi alanlarina ve kabiliyetlerine göre konusur, onlara ders verir. Ali Ihsan Tola ilk ziyarete gittiginde Üstad, kendisine uzmanlik alani olan orman ve bitkilerin sirlarindan bahseder. Fakat bu konuda öylesine derinlere dalar ki, Ali Ihsan Tola üniversitede ögrendigi bilgilerinin Bediüzzaman’in bilgilerinin yaninda çok sig kaldigini hisseder. Üstad kendisine ihtisasiyla ilgili konuda muhatap olmakla kalmaz, bu konuda daha ileri gitmesi için manevî himmetini de devreye koyar. Derken Sav’da risalelerin basimi esnasinda bitkilerin sirlari kendisine açilir ve tipki Lokman Hekim gibi bitkiler hal dilleriyle ne ise yaradiklarini anlatarak adeta onunla konusmaya baslarlar.
 
Okan Yilmaz’in bu konuyla ilgili hatirasi manidardir: “Kendisinden bitkilerin sirlarini iki defa dinledim. Birisinde Sungur Agabey gelmisti. ‘Ali Ihsan, bu bitkilerin esrari nasil oldu?’ diye sordu. ‘Üstad’in himmetiyle açildi. Sizi nasil görüyor, taniyorsam, o bitkileri de öyle görüyor, taniyorum. Neye yaradiklari bana o surette görünüyor. Mesela bir bitki böbrege yariyorsa, onu böbrek suretinde görüyorum’ demisti.”
 
Bu konuda kendisinin yaptigi açiklama ilginçtir: “O zamandan beri otlardan, çiçeklerden bal karisimlarindan ve çesitli yag karisimlarindan insanlik âlemine faydali olmaya çalisiyordum. Risale-i Nur’da izah edildigi gibi, kâinat, bir eczane-i kübradir. Allah Teâla her seyi yerli yerinde yaratmistir. Insan vücudunda bulunan hücreler ve cihazlar bitki ve otlardan küçük birer numune tasir. Mesela ceviz meyvesi, diger meyvelerden farkli olarak disinda sert bir kabuk, içinde meyvenin yiyecek kismiyla insanin basina ve beynine benzer. Elbette ki onun yenmesi, insana ve beynine faydali olacaktir. Keza, findigin kalbe benzemesi, fasulyenin böbreklere benzemesi ve limondan narenciyeye kadar her seyde insan bünyesine faydalar sunulmus, rizik olarak tayin edilmistir.”
 
Bitkilerin sirri

Bir zamanlar Çam Dagi’nda iken Üstad’in kendisine bir çiçek verip “Ali Ihsan, bunun üzerinde çalis”demesi de manidardir. Bunu unutup yillar sonra bir vesileyle hatirlar. Böylece karabas otu üzerinde baslayan arastirmalari, diger çiçek ve bitkilerle devam eder. Bütün bunlar, Ali Ihsan Tola’nin Tibb-i Nebevî konusunda derinlesmesine sebep olur.
 
Torunu ve manevî mirasçisi sayilan Eczaci Ömer Tola’nin anlattiklari da ilginçtir: “Evveliyatinda Sav’da teksir yaparken sirrin açildigini anlatirdi. ‘Bitkinin sekli, kokusu, rengi, bir sifre-i ilahîdir. Bu sifrenin anahtari da Efendimizdedir (a.s.m.)’ diye anlatirdi. Fakat Üstad Hazretleri ‘maksat insan yetistirmek’ deyince bitkilere karsi olan sevki ve alakasi kirildi. Bunun üzerine bitkilerin sirlari tekrar kapandi. Daha dogrusu bir hasta gelse su bitkinin iyi geldigini bilse bile verecek hal kalmadi. Ta ki halk arasinda ‘kafa süpürgesi’ diger adiyla karabas otunu Üstad kendisine tavsiye edene kadar… Ondan sonra bitkisel tedaviye tekrar basladi. Gelenlere ikram etti. Hatta bu kafa süpürgesinden dolayi mahkemeye verildi. Hem orman mühendisi, hem ehl-i vukuf, hem bilirkisi ve hem de davali olarak böyle bir davanin olmayacagini savundu. Daha sonra özellikle ardiç tohumu ve yagi üzerinde yogunlasti ve bu yoldaki arastirmalarina ve hizmetlerine devam etti.”
 
Ali Ihsan Tola, çesitli bitkilerden elde ettigi yaglar ve karisimlarla tibbin ve kimyevî ilaçlarin çare olmadigi pek çok hastaliga deva olur. Bu yüzden son zamanlarda her gün onlarca, hafta sonlari yüzlerce insan, gerek yurdun çesitli yerlerinden, gerekse yurt disindan akin akin kendisine gelerek deva bulmak için kapisini asindirirlar.
 
Manevî yönü

Ali Ihsan Tola’nin sahsiyeti süphesiz sadece bununla sinirli degildir. Onun asil sahsiyeti Üstad’in yakin bir talebesi olarak Risale-i Nur hizmeti üzerinde yogunlasmasidir. Yanina gelenlere bir yandan maddî ilaçlarla deva sunarken, diger yandan Nurlarla manevî deva sunmaya son nefesine kadar devam eder. Risale-i Nur’un satir aralarindan adeta istihraçla çikardigi engin manalari yanina gelen ve bu konulara alaka duyanlarla paylasir. Özellikle yakin takipçilerinden olan Mehmed Basat Bey’in ifadesiyle “esyanin ledünnüne vakif olmasi, esyanin ve olaylarin zahirine bakarak iç yüzü ve gelecegi ile ilgili çikarimlarda bulunmasi” pek manidardir. Mesela bunlardan biri 12 Eylül Darbesi öncesinde üst odada ders yapilirken el büyüklügünde bir örümcegin duvarda herkesi ürkütecek sekilde yavas yavas ilerlemesi karsisinda birisi gitmesi için kalkip pencereyi açmasi üzerine, ”Oturun yerinize ve ona ilismeyin” der. Ders bittikten sonra, ”O ne diyor biliyor musunuz?“ diye sorar. Ardindan su açiklamada bulunur: ”Örümcek hicrette Allah’in inayetiyle Peygamberimizi müsriklerden korumadi mi? Simdi de basiniza bir musibet gelecek, ama korkmayin siz, hifz-i ilahî altindasiniz diyor” seklinde yorumlar. Gerçekten hemen ardindan 12 Eylül Darbesi olur ve Nur talebeleri haber verdigi gibi bu musibetten en az zarar görerek kurtulurlar.
 
Ali Ihsan Tola’nin arastirmalari sadece bitkilerle sinirli kalmaz. Son zamanlarda çesitli taslar ve madenler ve sularla ilgili arastirma ve denemelerde de bulunur.
 
“Bediüzzaman’in Lokman Hekim Ruhlu Talebesi: Ali Ihsan Tola” isimli Nur Kahramanlari serimizin 12. kitabi bu ve bunun gibi son derece ilginç ve insanlarin alaka ve ihtiyaçlarina cevap verdigi için olsa gerek kisa zamanda iki baski yapmistir. Dilerseniz sözü daha fazla uzatmadan tedavi uygulamalarinda kitapta yer alan örneklerden bazilarina yer verelim. Böylece hangi tarz ilaçlarin ne gibi hastaliklara sifali oldugunu görelim.
 
Hastaliklara maddî ve manevî sifalar

Disaridan gelen vesveselere 11 Felak okunmali, nefisten gelen vesveselere 11 Nas Suresi okunmali.
Cimrilige karsi 11 defa Mâûn Suresi okunmali
Sirke karsi 11 defa Kafirûn Suresi okunmali.
Migrene karabas bali kullanilmali. Karabas bali, beyin hastaliklarinda damar açicidir.
Kuyruk yagi romatizma, bel ve boyun agrilarina iyi gelir.
Kemik erimesine karsi kuyruk haslanip aç karnina yenmeli, belden alt kismina tirnaklara kadar sürülmeli.
Kalp damar tikanikliklarina karsi karabas bali yenmeli.
Kudret nari yagi, güzellestirir, yüzde leke koymaz. Içilir ve hastalikli yere sürülürse sedef hastaligini ve kasintilari yok eder.
Ardiç yagi, antibiyotik yerine geçer. Ardiç yagina demiri koysan eritir, ama vücuda zarar vermez. Vücuttaki cerahati, iltihabi çikarir, temizler. Vücut dengesini temin eder.
Saf zeytinyagi ve kantaron, iç ve dis kanamalari önler, hücreleri yeniler, sinir uçlarini tamir eder. Kantaron yagi kanser agrisini yok eder.
Agri için ardiç yagi ve kantaron karisimi sürülür.
Elmayi kabuguyla yemek yüz güzelligi yapar.
Çayi limonla içmek, çayin kan yapici özelligi yok etme keyfiyetini giderir.
Saç için, kekik suyu ile saçlar yikanir, dibine lavanta yagi sürülür. Kantaron yagi sürülür, saç diplerindeki cerahat bosalir, dibinden saç çikar.
Günlük 21 tane kuru üzüm hafizayi açar. Her birini besmele çekerek yemeli.
Çörek otu bas agrisini keser.

 



BU HABERE YORUM YAPIN!
Yorumunuz site yöneticileri tarafından onaylandıktan sonra bu alanda görünecektir.

BU HABERE YAPILMIŞ YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır. İlk yorumu siz yapın.

KUR'AN-I KERİM

NAMAZ VAKİTLERİ

FACEBOOK'TA RİSALEANTEP