NurPlast
10/22/2013 | A+ | A-

Uzun ve mutlu evliliklerin sirlari

uzun ve mutlu evliliklerin sirlar
uzun ve mutlu evliliklerin sirlar

 Uzun süren evlilikler toplum tarafindan her zaman takdir görmüstür. Özellikle evlilikte 20 ve 40 yilini dolduranlar için özel kuruluslar tarafindan plaket törenleri de yapildigi olur.


Peki nedir uzun 
evliliklerin sirlari? Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji Bölümü Ögretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Balkanlioglu baskanligindaki bagimsiz 15 kisilik ekip bu sorunun cevabini aradi.
 
Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji Bölümü Ögretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Balkanlioglu baskanligindaki bagimsiz 15 kisilik Aile ve Sosyal Politikalar Arastirma Grubu, “Uzun Evliliklerin ”Sirlari”ni arastirdi. Bir buçuk yil süren projede veri toplamak için anket, mülakat ve doküman analizi ile gözlem teknikleri kullanildi. Onlarca aileyle birebir görüsülerek uzun evliliklerin profili çikartildi.
 
Uzun evlilikle 20 yil ve üzeri evlilikleri kastettiklerini belirten Yrd. Doç. Dr. Balkanlioglu, bunun sebebini söyle açikliyor: 

Bizim arastirma ekibimizle 20 yil ve üzeri evliligi, uzun 
evlilik olarak kabul etmemizin nedeni, evliligin resit bir birey yetistirecek kadar uzun olmasi gerektigidir. Yani resit olma yasi 18 olduguna göre bir yil hamilelik süresi, bir yil da herhangi bir sebepten dolayi risk payi eklendiginde bu süre 20 yil etmektedir. Ayrica Türkiye Istatistik Kurumu’nun verilerine bakildiginda, ilk bes yildan sonraki en fazla bosanma, 20 yil ve üzeri evliliklerde görülmektedir.

Dolayisiyla 20 yil ve üzeri 
evliliklerin, uzun evlilik olarak kabul edilmesi bu yönüyle de ayrica önemlidir. Konuyla ilgili literatür incelendiginde; Bati’da, mesela Amerikan bilim dünyasinda, uzun evliligin kaç yil olacagi konusu hala tartismalidir ve herkes kendince bir sebep öne sürmektedir ancak bizim arastirmamizda baz aldigimiz 20 yil mantiki bir temele oturmaktadir. Türkiye’de ise çalismalar belli konulara odaklandigi için bu konularda uygulamali arastirmalar yok denecek kadar azdir. Dolayisiyla bizim bu çalismamiz pek çok yönden bir ilktir.
 
Böyle bir çalismaya çok ihtiyaç duyuldugunu belirten Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Balkanlioglu, çok ilginç sonuçlara ulastiklarini belirtti. Mesela pek çok kisinin inandiginin aksine evlilik aski öldürmüyor. Eslerden kimisi asik olarak evleniyor kimisi de evlendikten sonra asik oluyor ama evliligin aski öldürmedigi konusunda pek çok çift hemfikir.

Aski tarif edemeyenler de var; aski, esi olarak tarif edenler de var. Uzun 
evliliklerde fiziki siddet ise yok denecek kadar az. Sözel siddeti ise kimse siddetten saymiyor. Yani eslerin birbirine bagirip çagirmasini evliligin tuzu-biberi olarak gören anlayis hakim uzun evlilerde. “”Simdikiler her seyi çok ”abartiyor” onlara göre...
 
Görüsülen esler ise arastirmada çesitliligi yakalamak için her açidan çok farkli gruplardan seçilmis. Görüsülen çiftler içinde isçiden memura, avukattan ögretmene, ev hanimindan soföre ve emekliye varana kadar pek çok meslek grubundan esler oldugu gibi, dini hayat olarak da ömür boyu alni secdeye gitmemis olanindan bes vakit namaz kilanina kadar farkliliklar yakalanmis.

Görüsülenler arasinda Alevi ve Sünni esler oldugu gibi, daha önce Hiristiyan iken evlenerek Müslüman olan ve Türkiye’ye göçenler dahi var. Ekonomik gelir, cinsiyet, yas, egitim ve diger yönlerden pek çok çesitliligin gözetildigi arastirmada esler, zaman zaman duygusal anlar yasansa da nasil evlendiklerini, esleri hakkindaki kanaatlerini, 
evlilikte kadinin rolünü, erkegin rolünü, çocugun yerini, kadinin çalismasi hakkindaki kanaatlerini, uzun evliligin sirlarini ve pek çok konuyu uzun uzun anlatmislar.
 
Yrd. Doç. Dr. Balkanlioglu ve ekibinin yaptigi arastirma; ”Uzun Evliliklerin ”Sirlari” adiyla kitaplasarak yeni sezonda okuyucuyla bulusacak.
 
Aile alaninda Amerika ve Türkiye’de çalismalar yapan ve konferanslar veren Marmara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Ögretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Balkanlioglu’nun çalismasinda ortaya çikan uzun evliligin sirlarindan bazilari söyle:
 
Niyet

Uzun ve mutlu 
evliliklerin ilk ve en önemli sarti niyettir. Uzun evlilerde görülen bu niyet, evlilikle baslayip, daha sonra da devam etmektedir. Uzun ve mutlu bir evlilik isteyenler için de bu niyet, bireyin henüz evlilikle ilgili düsüncelere baslamasindan itibaren baslar ve ölene kadar devam eder. Maalesef bugün evliliklerde mutlu olunamayisinin ve evliliklerin kisa sürmesinin temel sebebi, niyetteki zafiyettir.
 
Bireyler daha evliligi düsünmeye baslar baslamaz, “Iyi bir evlilik yapacagim ve esimle beraber mutlu olmanin yollarini arastiracagiz. Ailem benim ilk önceligim olacak ve hem bu dünyada hem de ahirette birlikte olacagiz!” diye niyet etmeli, sözlüklerinden “”ihanet (aldatma), siddet ve ”bosanma” gibi olumsuzluk içeren sözcükleri çikarmali, yerine daha olumlu sözcükleri koymalidir.
 
Niyet, ibadetlerde de ilk sarttir. Mesela bir kisi bir hafta aç kalsa sadece aç kalmis olur ama Ramazan veya Muharrem orucuna niyet etmis olsa, oruç sevabi kazanir. Evlilik gibi ömür boyu yapilan bir ibadette de niyet ilk sarttir. Bireylerin mutlu ve uzun bir evlilige niyet etmeleri, bu evliligin ilk geregidir.
 
Isabetli es tercihi

Uzun 
evliliklerin sirlarindan birisi de isabetli es tercihidir. Evlenecek kisi öncelikle iyi bir es olmali, daha sonra da iyi bir es bulmalidir. Bunlarin ikisi de tek basina yeterli degildir. Kendisi iyi bir es fakat iyi bir tercih yapamamissa ya da iyi bir es olamamissa, mutlu ve uzun bir evlilik hayal demektir. Hiçbir sey tek tarafli degildir.
 
Psikolojide bir kural vardir: “Verici ne kadar kuvvetli olursa olsun, alici kapaliysa vericinin yapabilecegi hiçbir sey yoktur.” Bu kural evlilikler için de geçerlidir. Eslerden birisi “iyi bir evliligimiz olsun” diye çirpinirken digerinin umurunda degilse, bu evlilikte basari yakalanamaz. Onun için evlenmeden önce iyi bir tercihte bulunmak çok önemlidir. Bu tercihi bireyin tek basina yapmasi çok zordur; onun için de çevresinden destek almasi önemlidir. Hem baba hem de annelerin bu konudaki fikirlerine önem verilmelidir. Tercih ne sadece bireyin kendisi tarafindan ne de ailesi tarafindan degil, bireyin tercihi ailenin de onayiyla olmalidir. Anne-babalarin tecrübelerine saygi gösterilmelidir.
 
Aktif sabir

“Sabir darbeyi ilk yediginiz andaki sabirdir” hadisi, günümüz insanina altin bir ölçü sunmaktadir. Sabrin sevap degeri de büyüktür ki, uzun evlilerin ciddi bir kismi sürekli sabra ve bunun dini boyutuna vurgu yapmislardir.
 
Günümüz insaninin hayat felsefesi ise maalesef “hizli yasa, çabuk tüket” formatindadir. Dolayisiyla pekçok sey, çok çabuk tüketilmekte, hatta söz-nisan döneminde bitirilmekte, iliskiler zayiflamakta ve evlilikten hemen sonra da bosanmalar gelmektedir. Halbuki iliskinin kalitesi ve devami adina sabir çok önemlidir.

Günümüzde sabir sadece musibetlere karsi sabir olarak degerlendirilmektedir, halbuki nimete karsi sabir da vardir. Sözgelimi bahsedilen nisanlilik döneminde sabirli olunmali, her seyi tüketmemelidir. Saatlerce telefonda (görüntülü-sesli) konusmak, her anini fotograflayip Instagram, Facebook ve Twitter gibi hesaplardan her gün onlarca seyi paylasmak, her konuyu bu dönemde halletmek, her gün görüsmek, toplumsal degerlere aykiri bir kisim iliskiler yasamak vb. durumlar evlenildiginde cazibesini yitiren bir es ile karsilasilmasina sebep olmaktadir; çünkü iliski tükenmektedir. Onun için acele edilmemeli, sabirli olunmalidir.
 
Fitrata uygun sorumluluk

Insan fitrati (tabiati) ona uygun olmayan seyleri reddeder. Dolayisiyla fitratla savasmamak gerekir. 
Evlilikte de esler arasinda orantili ve fitrata uygun sorumluluk paylasimi, evliligin en önemlisi kisimlarindan birisini olusturmaktadir. Aksi durumda eslerin birisi sorumluluklar altinda ezilirken, digeri keyfe keder rahatça yasamaktadir. Uzun ve mutlu evliliklerde eslerin fitratlarina uygun is dagilimi yaptiklari ve her iki esinde adaletli bir paylasimda bulunduklari görülmüstür.
 
Kadinlar daha sefkatli, daha nazik fitratta iken, erkekler daha sert ve fiziken daha kuvvetlidir. Kadinlar daha dikkatli ve titiz, erkekler daha genel bir bakis açisina sahiptir. Kadinlarin, erkeklerin her yaptigi seyi yapabilecegi tezi tepkiseldir ve realitelere terstir, ayrica kadina da hakarettir. Ne kadin erkegin yaptigi her seyi yapabilir ne de erkek kadinin yaptigi her seyi yapabilir. Öyleyse aile ve toplumdaki is bölümünün de insan fitrati göz önüne alinarak yapilmasi esastir.

Mesela dogum ve çocuk bakimi fitraten kadina daha uygundur. Yapilan arastirmalar sadece ülkemizde degil, Bati’da da çocuk bakimini kadinin üstlendigini göstermektedir. Gelismis ülkelerde çocuk bakimi % 70 anne üstlenmektedir. Dogru olan da çocugun 6-7 yasina kadar özellikle annesinin sevgi ve sefkatiyle büyümesidir.
 
Günümüzde esler arasindaki sorumluluk paylasimi özellikle eslerin her ikisi de çalisiyorsa ciddi bir problemdir. Kadin hem disarida çalismakta hem de eve gelip ev isleri yapmakta, erkek ise sadece disarida çalisip eve geldiginde esine yardim etmediginde evde genellikle kriz çikmaktadir. Kadinin çalismadigi durumlarda ise bu kriz daha azdir.
 
Her iste istisare

Esinizi önemsediginizi göstermenin en tesirli bir yolu, onun fikirlerine önem vermektir. “Istisare eden hata etmez” sözü 
evlilikte daha bir anlam ifade etmektedir. Uzun evliler istisareye verdikleri önemi ortaya koymuslar, karar alirken eslerin birbirlerine ve ailelerine danismalarinin son derece önemli oldugunu belirtmislerdir.
 
Evlilige karar vermekle baslayip, evlilikten sonra da devam eden bir istisare mekanizmasi eslerin kararlarindaki hatalari en aza indirecektir. “Ben biliyorum” diyenin yanilma riski her zaman yüksektir. Onun için artik esler, en az iki kisilik düsünmek ve dinlemek zorundadir. Her alanda oldugu gibi evlilikte de istisare mantiginin oturmasi, ailenin devami ve saadeti adina çok önemlidir. Istisarede aslolan ise fikirleri müzakere edip, bir sonuca ulasmaktir. Yoksa eslerden birisinin fikrini dikte etmesi, herkesi kabule zorlamasi istisare degil, zorbaliktir.
 
Beklentisiz fedakarlik

Evlilikte ne kadar mutlu olacaginizi bilmek istiyorsaniz, ne kadar fedakarlik yapabileceginize bakin. Evlilik kelimesi fedakarlikla es anlamlidir. Bosanmalar büyük oranda esler fedakarlikta bulunmadigi zamanlarda evlerin kapilarini çalmaktadir. Uzun ve mutlu evliliklerde eslerin israrla vurguladiklari en önemli bir tutkal da fedakarliktir. Fedakarlikta günes ve toprak çok iyi iki örnektir. Hiç beklentiye girmeksizin herkesi isitir, aydinlatir ve sürekli verirler, kendilerine zarar verenlere dahil.
 
Seven fedakarlik yapar. Esler fedakarlik yapmiyorlarsa, artik, iliskide yanlis giden birseyler var demektir. Bu durumda esler, hemen bir durum degerlendirmesi yapmali ve hatayi büyütmeden çözüme yönelmelidirler.
 
Evlilik her ani fedakarlik isteyen bir birlikteliktir. Esasinda bu fedakarlik evlilige karar verildigi andan itibaren her an artarak devam eder. Evlendikten sonra ise zamanla hem sorumluluklar hem de fedakarliklar artar/artmalidir.
 
Dua

Her ne kadar modernite metafizige mesafe koysa da, postmoderniteyle birlikte metafizigin hakki yeniden teslim edilmeye baslanmistir. Metafiziksiz bir dünya mümkün degildir. Günümüzde hastaliklarin tedavisinde, iletisimde, egitimde vs. her alanda duanin gücü sürekli dile getirilmektedir.
 
Yapilan çalismalarda pozitif seylerin pozitif neticeler ortaya koydugunu belirtmektedir. Sözgelimi Japon bilim adami Masaru Emoto, “Suyun Hafizasi Var” adli çalismasinda sularin, söylenilen kelimeden, dinletilen müzige ve izletilen filme kadar pekçok seyden etkilendigini ortaya koymustur.  Mesela, “Beni hasta ediyorsun, seni öldürecegim!” denilen suyun kristal yapisi bozulurken, “Tesekkür ederim!” denilen veya dua edilen suyun sekli mükemmel olarak devam etmistir.
 
Ayni sekilde üzerine “tesekkür ederim ve “seni aptal” yazilan iki ayri pismis pirinci bir ay bekleten iki ilkokul ögrencisi, tesekkür edilen pirincin renginin sari ve kokusunun güzel oldugunu, digerinin ise kokustugunu ve karardigini gözlemlemislerdir.
 
Kendisine yöneltilen seylerden bir su kristali ve pirinç, bu kadar etkilenirken, her yönüyle metafizikle içiçe olan insanin duadan etkilenmemesi mümkün müdür? Ya da dua edilenin duasina cevap vermemesi mümkün müdür?
 
Uzun evlilerin birbirlerine, saygi-sevgi, saglik-sihhat, evliliklerinde saadet, evlerinde huzur-bereket, çocuklari, torunlari ve pek çok sey için sürekli dua ettikleri tespit edilmistir. Uzun evliler çok saglam bir sekilde duanin gücüne inanmaktadir.

Esasinda dua, inanan insanlar için hayatin bir ayrilmaz bir parçasi oldugu gibi, hem bireysel hem de toplumsal bir terapi sunar. Herseyin arkasindaki sirlari görüp dua edebilmek ancak inanmis bir gönlün sahip olabilecegi bir enginliktir. Es, Cenab-i Allah’in bir emaneti oldugu için, her halde emanetin sahibinden yardim dilemek en mantiklisidir.
 
Eslerin dileklerinin olmasi, rizik ve bereket için her gün 129 defa okuduklari “Ya Latif”, birbirlerine olan sevgi baglarinin güçlenmesi için her gün yapilan ve 20 ila 400 defa okunan “Ya Vedud”, rizkin artmasi için 697 defa okunan “Ya Rezzak” gibi dualar, Allah’in (c.c.) isimleriyle oldugu için O’nun icabetine vesile olacaktir.
 
Uzun evliliklerin diger sirlari

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Balkanlioglu, arastirmasinda uzun 
evliliklerle ilgili baska sirlara da yer veriyor. Yrd. Doç. Dr. Balkanlioglu’nun arastirmasi sonucu ortaya çikan diger uzun evlilik sirlari basliklar haline söyle:
 
“Güven, bitmeyen saygi-sevgi, sonsuz sadakat,  ask atesini alevlendirmek, cinsel uyum, sifir yalan, hosgörü ve af, kabullenme, empati, çocuk, kanaat ve bereket, makul beklenti, yeterli miktarda maddiyat, ölçülü olmak, mahremiyete dikkat, öfke kontrolü, olumsuzluklari unutup güzellikleri tekrar etmek, ortak sosyal faaliyetler, onun gözünden aynaya bakmak, esin ailesine saygi, teslimiyet, fitratla savasmamak, nitelikli kavga.”
 
“Esime bir tokat dahi vurmadim”

“Benim tam gençligimde hayal ettigim sekilde bir evliligim oldu. Karsilikli saygi, sevgi ve anlayisin oldugu bir sekilde 43 yildir, en ufak bir sekteye ugramadan bu evliligi devam ettiriyoruz. Evliligime baktigimda geleneksel olarak ailemden gördügüm sekilde esit olarak devam eden bir evliligim var.

Benim esim ev hanimi, esim çalismadigi için ben çalistim, mücadele ettim. Beraber bir fon olusturduk, düzgün bir hayatimiz oldu. Kesinlikle kendimi ben çalisip, çocuklarimi ve esimi besleyen bir insan olarak görmedim. Herkes kendine düsen görevleri yaptiktan sonra sorun olmadi ve bu isi muntazaman yaptik.
 
Bir kadinin evlilikteki rolü evini, kocasini sevmesi, çocuklarini severek büyütmesi olmalidir. Bizde de tam bu sekildedir yani bu durum olumlu sekilde devam eder. Çünkü ben bu 43 sene boyunca esime tokat dahi vurmadim. Çocuklarima da vurmadim. Zaman geldi karsilikli oturup, arkadas gibi çayimizi, kahvemizi alip tartistik.”

43 yillik evli Kemal Bey
 
 
“Hayal üzerine evlilik olmaz”

“Öyle çok suyunu çikarana kadar bir arkadaslik olmamasi gerektigine inaniyorum. Yani insanlar flört döneminde her seyi yasiyorlar, evlilige bir sey kalmiyor. Ondan sonra 
evlilikler kisa süreli oluyor maalesef. Böyle insanlar bence hayal ettigi esi degil de, esinin gerçek yüzünü görmeli. Yani hayalindeki esin gözüyle bakmamali, o insanin da gerçegini görmeli. Hani derler ya askin gözü kördür, gerçekten böyle olabiliyor ama insanlar artik daha gerçekçi olmali. Evlenecegi kisiyi çok iyi tanimali, ailesini tanimali. Aile de çok önemli çünkü. Acele edilmeden çok da geç kalinmadan evlenilmeli. Günümüzde de bu problem var artik evlilik yaslari çikti otuzlara! Birbirini taniyarak yani gerçegini görerek olur diye düsünüyorum. Insanlar kendi hayalleri üzerine evlilik kurmamali. Olmuyor yani olmaz öyle… Hayal üzerine evlilik olmaz. Gerçekçi olmak lazim… Gerçeklik üzerine kurulursa bir evlilik daha uzun süreli, saglikli bir evlilik olur.”

32 yillik evli Mürüvvet Hanim
 
 
“Birlikte karar alarak çok mutluyuz”

Demokratik bir evliligimiz var. Ortak kararlari ailemle birlikte, çocugumla birlikte konusarak, danisarak aliriz. Ama evin bir lidere, her seyde oldugu gibi bir lidere ihtiyaci var. Aileme liderlik etmeye çalisirim. Esimin her kararina çok güvenirim. Çok zeki bir kadindir. Beraberce, birlikte karar alarak çok mutluyuz biz. Esimin de kararlarini önemsiyorum.  Keskin roller biçmiyoruz. Hep demokratik bir sekilde kararlari aliyoruz, ben yaptim oldu yok yani. Gerektiginde tartisiriz da… Yalniz esimle degil çocugumla da tartisiriz.”

23 yillik evli Cemil Bey
 
Uzun evlilerden evleneceklere tavsiyeler

Uzun evlilere göre evlenmeye niyet etmis kisi için en basta gerekli olan seyler; sahsin kendisini bilmesi, 
evlilikten ne istedigini bilmesi, evlenecegi kisiyi ve ailesini iyi tanimasi, eger kendisi uygun buluyor ve kendi ailesi de onayliyorsa, hayal degil, gerçeklik üzerine, denk ve dengeli bir evlilik yolculuguna devam etmesidir.

Evlenmeden önce çogu kimse, evlenince pembe panjurlu evimiz olsun, civil civil çocuklarimiz olsun diye hayaller kurarlar. Evlendiklerinde ise ilk olarak eslerinden dolayi hayal kirikliklari yasarlar ve hep “Bu kisi benim tanidigim, evlenmeyi düsündügüm nisanlim olamaz! Baska birisi bu, esim baska birisi oldu!” diye hayiflanirlar. Halbuki evlendigi kisi ayni kisidir ancak pembe aylarda gerçege dikkat edilmedigi, hayaller ve güzellikler üzerine yogunlasildigi için, bir de bireyler “gerçek benliklerini” bütünüyle ortaya koymadiklari/koyamadiklari için bu yeni durum esleri sasirtmaktadir. 
Evlilikte asil hayat, aksam kapiyi kapattiginizda baslar. Öyleyse gerçek dünyaya hosgeldiniz! Evlilikten sonra esler artik kendilerini gizlemek için bir sebep görmemekte, olduklari gibi dogal davranmaktadirlar.
 
Bu hayiflanmalari yasamamak için birey ilk önce kendisi nasil bir yapida ve nasil bir es olabilecegini defalarca test etmeli ve kendisini tanimalidir. Daha sonra da evlilikten ne bekledigini netlestirmelidir. Yani bir evimiz olsun, düzenli bir hayatimiz olsun mu? Bir hayat arkadasi mi? Bir hizmetçi mi? Kendisine sahip çikacak birisi mi? Ailesine bakacak birisi mi? Mutlu bir hayat için paylasimda bulunabilecegi bir es mi? Bu ve daha pek çok soruya cevap vermeli ve evlilikten beklentilerini netlestirmelidir. Bundan sonra da esi ne olarak gördügünü, evlenecegi kisiden beklentilerini belirginlestirmelidir. Ese bakis açisi nedir? Fedakarlik yapabilecek mi, es olarak ona karsi sorumluluklarini yerine getirebilecek mi? Es olarak seçtigi kisi kendisine karsi görevlerini yerine getirebilecek mi? Bütün bu sorulara cevap verebilmelidir.
 
Bunlara ek olarak, burada düsülen çok önemli ve büyük bir tuzak var. Evleneceklerin kesinlikle dikkat etmesi gereken bir tuzaktir bu. Evlenecekler aylarca kuyumcu, gelinlikçi, beyaz esyaci, mobilyaci, perdeci, mutfak esyaci, elbiseci vs. dükkan dükkan dolasiyor ve zamanlarini esyalari tanimak için heba ediyorlar. Evlendikleri zaman ise, esyalari çok iyi taniyan fakat birbirini yeterince tanimayan esler oluyorlar ve en riskli dönem olan ilk yillarda bosaniyorlar. Onun için magazalarda bu kadar zaman harcanmasi dogru degildir.

Es adaylari birbirilerini tanimak için zaman ayirmalidirlar. Ev esyalarini alirken de muhakkak aile büyüklerinin onayini almalidirlar. Hem kizin hem de erkegin ailesi özellikle beyaz esya ve mobilya alinirken hazir bulunmali, tecrübelerinden istifade edilmelidir.

Evlendikten sonra esyalarin beste birini ne yapacagiz diye düsünmek istemiyorsaniz, muhakkak istisareli hareket etmelisiniz. Mesela bekarlar esya alirken “ne kadar süslü, göz alici ve çarpici” diye bakarlar. Evli ve tecrübeliler ise “ne kadar kullanisli ve tasarruflu” diye bakarlar. Bir bekar kenarlari sivri, postmodern dizayn edilmis bir kanepeye, koltuga ya da sehpaya hemen sarilir.

Evli ise bebekleri oldugunda onu yaralayacagi, zarar verecegi endisesiyle bunlarin kullanisli olmayacagini düsünerek daha baska ürünlere yönelir. Çogu zamanda evleneceklerle, büyükleri arasinda bundan dolayi problemler yasanir. Altin ortak noktayi bulmak önemlidir.
 
Evlenme sürecinde iliskilerde denge önemlidir. Evleneceginiz kisiyle herseyi yasayip tüketmemek, iliskileri yormamak önemlidir. Özellikle evlilige kalmasi gereken seyler vardir ve bunlara evlenecek kisilerin ikisinin de dikkat etmeleri uzun bir evlilik adina çok önemlidir.

Evleneceklerin duygusal sermayelerini tüketmemeleri de bu anlamda çok önemlidir. Yani evlenmeden önce bes kisiyle bir sekilde duygusal arkadaslik yasayan bireylerin, evlendiklerinde mutlu olma yüzdeleri, hiç yasamayanlara göre daha düsüktür. Mutluluk skalasini yüz üzerinden degerlendirdiginizde, her tanisilan kisi en az yüzde on götürse, mutlu olma ihtimali yüzde elliye düsmüs olur.
 
Bu konudaki bir baska risk de, bireyin duygusal iliski yasadigi kisilerin olumlu yönlerini evlenecegi kiside görmek istemesi, bulamayinca da hayal kirikligi yasamasidir. Istediginiz tüm özellikleri tasiyan bir es bulmaniz “Truman Sov” adli filmdeki gibi, gazete-dergi kupürlerinden kesip yapistirarak mümkün olabilir ancak, gerçek hayatta ise imkansiza yakindir. Öyleyse duygusal sermayeyi tüketmemek, kendisini evlenecegi kisiye saklamak lazimdir ki sizin karsiniza da kendisini size saklamis birisi çiksin.
 
Sadece bir kisiyle evlenilmedigi, ailelerin hatta kültürlerin, dinlerin, toplumlarin evlendigi sik sik belirtilmektedir ve bu dogrudur. Dolayisiyla evlenecek kisilerin, birbirlerinin ailelerini çok iyi tanimalari ve tahlil etmeleri gerekmektedir.

Bireyin hem kendisinin hem de ailesinin, evlenecegi kisinin ailesiyle iliskilerinin ne derece sicak ve uyumlu olabilecegini iyi degerlendirmelidir. Eger bu asamalarda basari saglanirsa ailesinin de onayini alarak 
evlilik yolunda ilerlemelidir. Telafisi mümkün olmayan yollara girmeden bu konularin iyice netlestirilmesi hem bireyler, hem aileler hem de toplum açisindan hayati önem tasimaktadir.

Hülya Özge Demirkiran
Tarih : 22.10.2013 Kaynak : Moral Dünyasi



BU HABERE YORUM YAPIN!
Yorumunuz site yöneticileri tarafından onaylandıktan sonra bu alanda görünecektir.

BU HABERE YAPILMIŞ YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır. İlk yorumu siz yapın.

KUR'AN-I KERİM

NAMAZ VAKİTLERİ

FACEBOOK'TA RİSALEANTEP